19 Eylül 2009 Cumartesi

THE MASK


Sıkıldım; zoraki gülümsemelerden, kapı arası yapılan dedikodulardan, çekişmelerden ve çekiştirmelerden, ne de bayılıyoruz hayatı bir tiyatro sahnesine çevirmeye. Kimisi vardır hiç beceremez böyle üçkağıtları, dalavereleri içinde ne varsa dışarı kusar, tutamaz içindeki kini,acıyı,irini veya adını ne koyduysa, kusar ve rahatlar, kurtulur tüm yüklerinden, bir anda tüy gibi hafif hisseder kendini. Tüm riskleri göze alır tepkisini ortaya koyar ve hayata döner hesabı kitabı bırakır, yaşamaya bakar. Ancak kimisi de vardır içinde tutar biriktirir. Güler ancak içten değildir, konuşur ancak söylediklerinin belki de tam tersini içinden geçiriyordur belki de söylemek istediklerini kinayeli bir yolla aktarmak istiyordur ancak nafile kimselere anlatamaz derdini. Sonra sonra bir bakar bu onun yaşam tarzı olmuş içinden geçeni söylemeden önce kırk tane hesap yapan kafasında binbir tilki dolaşan detaycı bir zihin. Kendini şartlamıştır o hata yapmamalıdır, hata yapsa dahi mutlaka açık bir kapı bırakmalıdır ki dönülmez akşamın ufkunda vakit çok geç olmasın derken kafasında kurar kurar güvensiz ve kişiliksiz biri olur çıkar ne kendine huzur verir nede çevresindekilere. Yorucu; hem bu kişi olmak hem de bu kişinin eşi dostu olmak, yıpratır insanı. Peki ben bu tasvirlerden hangisine mi uyuyorum? İnan bende bilmiyorum …

3 yorum:

  1. cevap veriyorum: 2 side
    ama seni dogru kilan; her isin bir kurali oldugu. aslinda herkes art niyetsiz o kurala gore oynasa sorun olmiyicagini bilip oyunu ona gore yonetmen...
    sorun yok yanii sen sikma canini :)

    YanıtlaSil
  2. peki madem sende bir numaralı örneğe daha yakınsın gibi gibi :)

    YanıtlaSil