17 Ağustos 2009 Pazartesi

DAKİKA VE SKOR ALIYORUZ...




Sene 1996 o güne kadar TRT 1 ve TRT FM’deki eğitimli seslerden Türkiye1. futbol ligini takip eden bizler CINE 5 adlı kurumun yapılan ilk havuz ihalesini kazanması sonucunda şifreli kanallarla ve decoderlerle tanıştık. Önceleri hoşumuza gitti sonuçta futbol yayınları devlet tekelinden kurtulmuş ve kaliteli yayın, maç sırasında reklam yayınlanmayacağına dair vaatlerle iyice allanıp pullanmıştı ancak o dönemler farkında olmadığımız çok daha acımasız olan özel sektör tekeline geçmişti futbol 1. Ligi naklen yayınları. Bahsettiğim gibi hoşumuza gitti özel televizyonda maç izlemek ofsayt çizgileri, ağır çekimler, kaliteli görüntü, sadece türk futbolunu bilmeyen aynı zamanda dünya futboluna da yabancı olmayan spikerler. Ancak kazın ayağı öyle değildi ateş pahası abonelikler, sahtekarlığın bini bir para olan satış politikaları, maç sırasında reklam vermeyeceğiz açıklamasının tükürüğü kurumadan ekranlarımızın adeta demirbaşı olan sanal reklam uygulamaları hepsinin temeli o yıllarda atıldı. CINE 5 sonrasında ise hayatımıza sırasıyla TELE ON, DIGITURK ve en son olarakta D-SMART girdi. Sektöre her giriş yapan ve akabinde kendini kabul ettiren yayın platformu kalite adına bir takım değişiklikler yaparak şartları tüketici adına daha da içinden çıkılmaz bi hale getirmeye başladı. Tabi bu süreç içerisinde televizyona bir sevdalı gibi bağlanan bizler radyoyu iyice boşladık, adeta üvey evlat muamelesi göstermeye başladık. Son birkaç yılda ise internet teknolojisinin gelişmesi ve bağlantı hızlarının artması sonucunda p2p ve streaming vasıtasıyla maçları internet üzerinden izlemeye başladık ilk başlarda takılmalar yaşanıyordu ancak bedava olduğu için sineye çekiyorduk neticede bedava yayınları izlemek özel sektördeki yayıncılara karşı kazanılmış bir zaferdi. Tabi madalyonun öteki yüzünü ise düşünmüyorduk gittikçe daha büyük bir sektör halini alan futbol dünyasında kulüplerin varlıklarını sürdürebilmeleri için naklen yayın gelirlerine ihtiyacı vardı ve ne kadar yüksek fiyatlı ihaleler sonuçlanırsa o derece başarılı olacak ve yönetileceklerdi. Ancak hiç birimiz bu realiteyi ciddiye almadık ve almayacağız beklide işimize gelmiyor.Bu yıl ise yeni naklen yayın ihalesi yapılacak ya hali hazırda olan şirketlerden biri yeni ihaleyi kazanacak yada yeni bir şirket hayatımıza girecek. Kulislerde konuşulan bedel ise 400 milyon dolar. Rakam uçuk, kazıkta rakamın uçukluğu kadar büyük olacak ve ucuda yine bizlere yani izleyicilere dokunacak. Bir buçuk aydır yurtdışında olan ben, bulunduğumuz bölgede teknoloji ve medeniyet adına sadece internet olduğu için TRT FM üzerinden maçları takip ediyorum ve nostaljiye duyduğum özleme tekrardan şahit oluyorum. Orhan Ayhan ile İstanbul’da oynanan 3 büyüklerin maçlarını dinlerken mikrofonlarımız İzmir’de cümlesinin ardından Murat Ünlü’nün sesinden “dakika 35 Karşıyaka %99 luk pozisyondan yararlanamadı Karşıyaka 0-Göztepe 0” anonsundan sonra mikrofonlarımız Ankara’da denir ve bu kez Abidin Aydoğdu’ya bağlanılır. Dakika ve skor bilgisini verdikten sonra golü anlatırken “Ofsatın söz konusu olmadığı pozisyonda” diye başlardı golü tasvir etmeye. TRT FM cephesine değişen bir şey yok hala o güzide spikerlerimiz enteresan ve onlarla özdeşleşen maç anlatım tarzlarıyla işlerini yapmaya devam ediyorlar. Sorun teknolojinin hızla gelişmesimi yoksa insanoğlunun tatminsizliğindemi bilmiyorum ama insan ne kadar çok şeye sahip olursa o kadar memnuniyetsiz oluyor ve buna bağlı olarak o kadar çok şey bekliyor ki hayattan sonu mutlak mutsuzluk .Arada bir mecbur kalınmadığındada bu tarz nostaljiler yaşamak iyi geliyor insana nerden geldiğini nereye gittiğini hatırlatıyor. Yıllar önce nelerle yetindimizi ,mutlu olduğumuzu anlayıp kendinize kızmanıza sebep oluyor bu bile bize bir ders oluyor kendimize çekidüzen vermemizi sağlıyor ancak ne gelir elden evrimi geri almak mümkün gözükmüyor …

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder